/tr>


BLOG LİNKLERİ
SİNEMA TV
GÜL BAHÇESİ
HABERPRESS
GEZİ TATİL
MODA
EĞİTİM
SAĞLIK
MAGAZİN
GECE ALEMİ
SİNEMA ve FİLMLER
TV REHBERİ
MÜZİK KEYFİ
ANNE İLE BEBEĞİ
TEKNOLOJİ
BİKİNİ MODA
HABERPRESS
BLOG DERGİSİ
ANKARALI CLUB
KREDİ KOLAY
ANNE VE ÇOCUK
Çocuğunuz bir indigo mu?
Hassas bir annemisiniz?
Bebeğimle tatile gidiyorum.
Bebeklerde sarılığa dikkat.
Sevgisizlikde bebeği ağlatır.
MAGAZİN
Kapak oldu satışlar fırladı.
Kadınlar tuvaleti diyalogları.
Şenay aralarını bozdu
Bodrumda sahne alacak ünlüler
Edanın şapkaları bile...
Lindsay çırılçıplak soyundu.
Çılgın dershanenin yeni fettan güzeli
SAĞLIK
Kulak çınlamasını hafife almayın
Egzersiz kalp için de en iyi tedavi mi?
Bitkilerin gücünü hissedin
Limon diyeti ile zayıflayın
Havuzdan sonra sabunla yıkanın
Yeşilçay enfeksiyona birebir
SİNEMA
Zor Ölüm
Üç gün içinde öleceksin
Aşk Manzaraları
Kuzuların sessizliği
Maskelibeşler Irak
EĞİTİM
Evde yaşlı bakımı
İstikbal vaat eden üç ayrı mühendislik
Geçen yılın birincilerinin tercihleri
Yarının meslekleri
MODA
Moda ürünlere ağırlık verecek...
Dantelli alman kızlar nefes kesti.
Pelüşlü bikini
Bu yılın modası


Kısa boylular Müjde! Boy geni bulundu

Harvard ve Oxford üniversitelerinin katkılarıyla yapılan bir araştırmada, insanlarda boyu belirleyen gen bulundu. 35 bin kişinin DNA’larını inceleyen uzmanlar, bazı insanların diğerlerinden daha uzun olmasının nedeninin genetik şifrelerinde yer alan tek bir harfte kaynaklandığını ortaya çıkardı.

Araştırmaya göre, boyu belirleyen “HMGA2” adlı genin, şifresinde T yerine C harfi bulunan bir kopyasının çocuğa geçmesi halinde, bu kişinin boyunun yarım santimetre daha uzun olacağı anlamına geliyor.

Tüm DNA’lar adenin (A), sitozin (C), guanin (G), ve timin (T) olarak adlandırılan temel yapı taşlarının farklı dizilimlerinden oluşuyor.

İlk defa, boyu etkileyen tek bir gen keşfedildi
Ortalama beyazların dörtte biri, genin iki farklı ‘uzun’ genetik şifresini taşıyacaklar. Diğer dörtte biri ise iki ‘kısa’ genetik şifreyi taşıyacaklar.

5 bin beyaz gönüllü hastanın DNA örneklerini inceyen Harvard Üniversitesi, Boston Çocuk Hastanesi ile İngiliz araştırmacılar, HMGA2 adlı genin çok etkin bir rol taşıdığını belirlediler. Bilim adamlara, ayrıca bir genetik şifrenin değişmesiyle, vücüdun gelişiminde büyük bir fark yaratılabileceğini söylediler.

‘Nature Genetics’ dergisinde yayımlanan haberde, araştırma sorumlusu Joel Hirshhorn, “uzunluk çok karışık bir özellik, genetik ve genetik olmayan faktörler içeriyor. Genetik çerçeve hakkında bizim için değerli bir ders olucak. Ayrıca bu araştırmanın diyabet, kanser ve insan hastalıklarınada faydalı olacağını düşünüyoruz” şeklinde yorumladı.

2005’de yayımlanan bir araştırmada, HMGA2’nin tümör oluşumunuda etkileyebileceği ve uzun boylu insanların kanser olma ihtimallinin daha yüksek olduğu açıklanmıştı.

Sağlıklı annelik için gerekli kontroller

Anneler çoğu zaman kendi sağlığını ailesinin ihtiyaçlarının arkasında tutar. Çocuklarının ve eşinin sağlığı her zaman kendi sağlığından önce gelir. Ancak bir anne çocuklarının geleceği için, öncelikle kendi sağlığını güvence altına almalıdır. Düzenli sağlık kontrolleriyle hastalıklardan korunmalıdır ki; çocuklarına sağlıklı bir anne olabilsin.

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Dahiliye Uzmanı Dr. Erdoğan Selçuk Şeber, geleceğin sağlıklı anneleri için düzenli kontrollerin önemini anlattı.

21 Yaşından İtibaren Kontrollere Başlanmalı!

Kimler Hangi Düzenli Kontrolleri Yaptırmalı?
21 yaşından büyük tüm kadınlar senede bir defa düzenli sağlık kontrolü yaptırmalıdır. Bu yıllık görüşme esnasında mutlaka,

* Boy, kilo ve kan basıncı ölçümleri alınmalıdır.
* Bir sağlık profosyoneli tarafından meme dokusunda kitle veya anormallikleri saptama amacıyla klinik meme muayenesi yapılmalıdır.
* Klinik meme muayenesi 20 - 39 yaş arası kadınlarda her üç senede bir
* 40 yaş üzeri kadınlarda senede bir defa yaptırılmalıdır.
* Üreme sağlığını değerlendirme amacıyla jinekolojik muayene yaptırılmalıdır.
* Jinekolojik muayene Pap testini de içermelidir.
* 40 yaşından sonra senede bir defa mammografi yaptırmaları gerekir.
* Tüm kadınlar menopoz dönemine girdiklerinde rahim kanseri için risk faktörleri ve belirtileri konularında bilgi edinmeli ve tüm beklenmeyen kanamaları doktorlarına iletmelidirler.
* Akrabalarında kalıtımsal kalın bağırsak kanseri olan kadınlarda 35 yaşından itibaren yıllık tarama ve biyopsi yapılmalıdır.

Kadınlarda En Sık Rastlanan Rahatsızlıklar Neler?
Kadınlarda ölüme neden rahatsızlıkların başında kalp hastalıkları gelmektedir. İstatistiksel veriler kalp damar rahatsızlıklarının görülme sıklığının kadınlarda her geçen yıl erkeklerde görülme sıklığına daha çok yaklaştığını göstermekte.

İkinci sırada ise kanserlerler yer alıyor. Kadınlarda ölüme sebebiyet veren kanserlerden en sık görülenleri meme, kalın barsak ve akciğer kanseridir. Deri kanserleri sıklığında da son yıllarda hızlı bir artış gözlenmektedir. Hemen bir sonraki sırada ise, artık neredeyse bir salgın boyutuna gelmekte olan diyabet yer almaktadır.

Sağlık Kontrollerinin İçerikleri Yaştan Yaşa Farklılık Gösterir mi?
20 yaşından itibaren tüm kadınlar rutin muayene sırasında doktor tarafından kalp damar hastalıkları yönünden ailede kalp hastalığı öyküsü, sigara içme alışkanlığı, sağlıksız beslenme ve fiziksek aktivite sıklığı gibi risk faktörlerinin varlığı değerlendirilmelidir. Yüksek kolesterol ve diyabet riskine göre açlık kolesterol , HDL kolesterol ve açlık kan şekeri düzeyi bakılmalıdır. Eğer risk faktörleri mevcutsa bu testler her 2 senede bir yaptırılmalı eğer mevcut değilse her 3 senede bir yaptırılmalıdır

40 yaşından itibaren her 5 senede bir kalp damar hastalığına yakalanma için risk değerlendirilmesi yapılmalıdır. Bu tarama eğer birden fazla risk faktörü (düşük HDL düzeyi, ailede erken kalp hastalığına yakalanma öyküsü (65 yaşından önce erken menopoz, şeker yüksekliği vb) varsa daha sık yaptırılmalıdır.

50 yaşından sonra tüm kadınlarda tiroid hastalıkları için TSH düzeyine bir kez bakılmalıdır

Uyulması Gereken Bir Aşı Takvimi Var mıdır?
Genel kadın sağlığı muayenesinin yanında kadınlar doktorlarıyla yaşa uygun aşılanma takvimi konusunda görüş alışverişinde bulunabilirler. Çocuk doğurma çağındaki kadınların çoğu, grip, hepatit Ave B, kızamık kabakulak ve kızamıkçık hastalıklarından koruyucu aşılar için uygun aday konumundadırlar. 55 yaşın üstündeki tüm kadınlar zatüreeden korunmak için pneumoni aşısı ve 60 yaşın üstündeki tüm kadınlar zonadan korunmak için su çiçeği aşısı yaptırabilirler. Tüm kadınlar her 10 yılda bir tetanoz - difteri-boğmaca aşısı olmalıdır.Alıntıdır

Zevkli seks için 9 öneri

20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.

Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişcesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam; çiftlerin birbirleriyle yakınlaşmaları, arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir.

Cinsel IQ, kişinin tercihlerini, duygularını, seks sırasındaki kokusu ve çıkarttığı sesler ile vücudunu, cinsel aktivitedeki limitlerini, yasak olan ve olmayan noktaları ve yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi ve tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir. Bu nedenle iyi bir cinsel yaşamdaki önemi ölçülemez.

İşte hatırlamanız gereken önemli noktalar:

1: Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur. Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların karşılıklı olarak dürüst ve saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler seks sırasında cinsel istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği ,cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri ve beyinsel konsantrasyon ile karşılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir.

2: Eğlenmek de seksin bir parçasıdır. Kişilerin dilediğince özgür olması, fanteziler kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir.

3: Sekste sıklık önemli değildir. Evli bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift seks yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, aynı zamanda cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemlidir.

4: Sekste çekincelere yer yoktur. Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.

5: Çocuklu ailelerde seks bitmez. Unutulmamalıdır ki, çocuk sahibi olmak cinsellik açısından önemli bir faktör değildir. Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalıdır.

6: Sertleşme Sorunu “Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorun” değildir. Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır.

7: Sertleşme sorunu yalnızca yaşlı erkeklerde görülmez. Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma, sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır.

8: Cinsel ilişki için çok yaşlı değilsiniz.
Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. Cinsel yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif cinsel yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.

9: Çift karşılıklı çekiciliğini yitirmiş olsa bile tekrar elde edebilir. Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: Seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, seks hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. Seks sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir.

KAYNAK: www.realage.com.tr

Sağlık için yapılan ‘sağlıksız’ hareketler

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Havıtçıoğlu, yaz aylarının gelmesiyle birlikte sakatlanma ve kırık vakalarının arttığına, kliniklerine bu rahatsızlıklar nedeniyle gelen hasta sayısında artış yaşandığına dikkati çekti.

İyi bir yürüyüş için dik duruşun önemine değinen Havıtçıoğlu, leğen kemiğinin farklı olmasından dolayı kadınların öne ve yana doğru salınarak yürüdüğünü, erkeklerin ise düz bir yürüyüş yaptığını, bu farklılıktan dolayı bel bölgesine yük gelmemesi için erkek ve kadının ayakkabılarının farklı olması gerektiğini ifade etti.

“KADINLARIN TERLİKLE YÜRÜMESİ SON DERECE SAĞLIKSIZ”
Yürüyüşün herkes için çok sağlıklı ve yararlı olduğunu, sağlıklı bir yürüyüşün kemik yapısının sağlamlığını artırarak kemik erimesinin önüne geçtiğini, adalelerin güçlenmesine yardımcı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Havıtçıoğlu, yürüyüşün sağlıksız yapılması halindeyse ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalınabileceğine dikkati çekti.

Kadınların yürüyüşte 2-3 santimetre yükseklikteki ayakkabıları giymesinin sağlık açısından uygun olduğunu, erkeklerin ise daha düz ayakkabılarla yürümesi gerektiğini bildiren Havıtçıoğlu, “Erkekler için düz ayakkabı, kadınlar için ise hafif ökçeli ayakkabıyla daha sağlıklı yürüyüş elde edilebilir. Kadınların terlikle yürümesi son derece sağlıksız” dedi.

Kendilerine müracaat eden hastaların genellikle sağlıksız yürüyüş yaptığı ve uygun olmayan ayakkabıyı kullandığını ifade eden Prof. Dr. Havıtçıoğlu, şöyle konuştu:
“Sağlıksız yürüyüş ve uygun olmayan ayakkabıyla yürüyüşten dolayı baldırda, ayakta, belde ağrılar oluyor. Son zamanlarda bize kiriş ya da tendom kopması, adale yaralanması, kırıklar nedeniyle müracaatlarda büyük artış var. Yaz döneminde yürüyüşün artması nedeniyle bu tür problemler ve kazalarla daha çok karşılaşabiliriz. Hastalar genellikle sağlıksız ayakkabıyla zorlayıcı spor yapması nedeniyle yaralanıyor. Kişinin kendi vücut yapısını bilmesi, ortopedik sorunu varsa onu artırmayacak şekilde yürüyüş planlaması gerekiyor. Adale gücü doğrultusunda yürüyüşün yönlendirilmesi daha sağlıklı olacaktır. Yürüyüşte temponun hem çok az, hem de aşırı fazla olmaması gerekiyor. Dizinde problemi olan birinin çok uzun yol yürümesi sakıncalı olabilir, ama sağlık sorunu olmayan birinin 1 saat yürümesi önerilebilir.”

BELEDİYELERİN KURDUĞU AÇIK HAVA SPOR PARKLARI
Son zamanlarda belediyelerin parklar içerisine çeşitli spor aletleri yerleştirerek kurduğu açık hava spor parklarına da değinen Prof. Dr. Havıtçıoğlu, buradaki aletlerin çok dikkatli kullanılması gerektiğine vurgu yaptı. Vücuda aşırı yüklenme ve aletlerin düzgün kullanılmamasından kaynaklanan sorunlardan dolayı merkezlerine birçok vaka geldiğini ifade eden Prof. Dr. Havıtçıoğlu, “Buradaki aletleri kullanmak için vücudu ısıtmak lazım. Bunu yapmadan aletleri kullanmak isteyenlerde tendom kopması, adale yaralanmaları gibi sorunlar görülüyor. Zeminin beton olmasından dolayı ise düşenlerde kırıklar oluşuyor. Buradaki aletlerin çok dikkatli kullanılması lazım. Yoksa büyük sağlık sorunlarına yol açabilir” diye konuştu.

Belediyelerle merkezlerinin arasında bir çalışma yapmayı planladıklarını ifade eden Prof. Dr. Havıtçıoğlu, yürüyüşe gelen kişilere sorunlarının ne olduğunu söyleyerek, daha sağlıklı yürüyüş yapılmasını istediklerini sözlerine ekledi.

 

Türk kadını neden mutsuz?

Mutluluk veren bir cinsel yaşamın eşleri daha huzurlu, mutlu ve çevrelerine karşı sevecen hale getirdiğini, birbirlerine bağladığını, yakınlaştırdığını ve bütünleştirdiğini ifade eden Keçe, partnerlerine karşı sevgi ve saygısı olmayan çiftlerin sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşamlarının olmasının beklenemeyeceğini anlattı.

Keçe, cinsel sağlık ve cinsel eğitimin, insan hayatı boyunca öğrenilmesi ve önemsenmesi gereken önemli bir süreç olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

“Türk kadınlarının cinsel olarak mutlu olduklarını söylemek güç. Çünkü toplumumuzda kadın bir cinsel varlık olarak değil, sadece erkeğin ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü, duyguları olmayan ve seksten zevk alması çok da gerekmeyen bir varlık olarak görülür. Yine yetiştiriliş tarzı da bu durumu körükler. Yetişme çağında erkekler cinsel teşebbüslerde bulunmaları için toplum tarafından teşvik edilirken, kızların cinsellikle ilgili konuşmaları ayıp ve yasaktır. Her zaman kendilerini korumak, hareketlerine dikkat etmek ve evlenene kadar saflıklarını ve masumiyetlerini korumak zorundadırlar.

KADIN ÖNCE KENDİNİ KEŞFETMELİ
Cinsel beraberlikte de kadın ne istediğini, nelerden zevk aldığını söyleyemez. Bu şekilde yetiştirilen ve her zaman bu tarz öğütler alan kimselerin de cinsellikten zevk almalarını beklemek hayal olur. Ancak, cinselliği yaşamak ve zevk almak kadının en doğal hakkıdır. Bu nedenle kadınlar önce kendilerini keşfetmeli, nelerden zevk aldıklarını araştırmalı ve cinsellikle ilgili doğru bilgiler içeren yayınları okumalıdırlar. Bunları her zaman eşleriyle paylaşmalıdırlar.”

CİNSEL EĞİTİM ÖNEMLİ
Keçe, cinsel eğitimin önce aile içinde başladığını, daha sonra okullarda öğretmen, akran grupları, doktorlar, bu alanda çalışan diğer sağlık elemanları ve medya aracılığıyla devam ettiğini belirterek, toplumun genel cinsel sağlığı korumak, çocuklar ve ergenlerin erişkin yaşama sağlıklı bir geçiş yapabilmelerini kolaylaştırmak için eğitimin her geçen gün daha da önem kazandığını söyledi.

DERS PROGRAMLARINDA YER ALMALI
Cinsel eğitimin kademeli olarak anaokulundan itibaren biyolojik değişiklikler ortaya çıkmadan verilmeye başlanmasını önerdiklerini bildiren Keçe, ayrıca öğrencilere yönelik okul sağlık hizmetlerinin, öğretmenler ve okul sağlığı hemşireleriyle rehberlik ve danışmanlık hizmetleri çerçevesinde cinsel sağlığı daha çok kapsayacak şekilde artırılması gerektiğini vurguladı. Cem Keçe, Danimarka, Hollanda, Portekiz ve İsveç gibi Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu şekliyle okul ders programlarında cinsel eğitime yer verilmesini tavsiye ettiklerini sözlerine ekledi.

POSTA KODUNU ÖĞRENME YOLLARI

POSTA KODUNU ÖĞRENME YOLLARI

Posta kodu vatandaşlarımız tarafından;

  • Semt dağıtıcılarından,
  • Posta işyerlerinden,
  • 119 Posta kodu danışma servisinden, öğrenilebilmektedir.
  • İnternetten (Öğrenmek için tıklayınız)

119 POSTA KODU DANIŞMA SERVİSLERİ VE HİZMET VERİLEN İLLER

Vatandaşlarımız, �119� telefon numarasını çevirmek suretiyle, istedikleri adresin posta kodunu öğrenebilmektedir. Hizmetin yürütülebilmesi için oniki ilde 119 Posta kodu danışma servisi oluşturulmuş olup, diğer illerde bu servislere yönlendirilmek suretiyle, hizmet ülkemiz genelinde yürütülmektedir.